VAHAP SEÇER MİSAFİR OLUYOR.
24 Ekim 2020 Cumartesi
Anasayfa > Yazarlar > Cafer AKSAY > TOPRAK GİBİ!
Cafer AKSAY

TOPRAK GİBİ!

14.08.2020 08:43 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Cafer AKSAY

TOPRAK GİBİ!

 

Değerli Dostlar; bu hafta sizlerle "Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol." Mevlana Celaleddin Rumi'nin öğüdünden yola çıkarak, "toprak gibi olmak" konusunu paylaşalım istedim.

Tevâzû; merhametin¸ hizmetin¸ cömertliğin anahtarıdır.  Mütevâzı insanlar¸ her zaman¸ hizmet ehli kimseler olarak yaşadığı topluma faydalı olmak için mücadele ederler. Bunun tam tersi olarak tevâzûdan nasipsiz olanlar¸  kibirlidir¸ hasistir¸ ilâhî lütuflardan mahrumdur.

Toprak tevazu sembolüdür. Dağ gibi başını dik tutmaz. Herkes üstüne basar geçer. Kimseye bir şey demez. Tahammülde de toprak gibi olmalı, insanların sıkıntılarına katlanmalı demişlerdir. Toprak gibi olmak iyidir. Toprak bir seviyedir. Ne çukur olmalı, ne de tümsek. Toprak gibi mütevazı olan, her nimete kavuşur, bir parça yükselen toprakta su durmaz. Susuz da hayat olmaz.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyururlar ki:

"Allah Teâlâ bana; Birbirinize karşı öylesine alçak gönüllü olun ki¸ hiçbir kişi diğerine karşı haddi aşıp zulmetmesin. Yine hiçbir kimse¸ bir başkasına karşı böbürlenip üstünlük taslamasın.' diye vahyetti."(Müslim¸ Cennet¸ 64.)

Bu hususu Hulûsi Efendi Hazretleri Dîvân-ı Hulûsî-i Darendevî adlı eserindeki bir beytinde şöyle dillendirir:

Kemâl-i acz iledir acz-i kemâl-i insân

Mütekebbirleri Allâh sevip a'lâ etmez.

(İnsanın kendi âcizliğini bilmesi¸ kendinin ahlâken yüceliğinin işaretidir. Kibirlenenleri Yüce Allah sevmez¸ hiçbir zaman da büyüklük taslayanları yüceltmez/alçaltır.)

Kibir İle Geldin Tevazu ile Gidiyorsun;

Sultan Mahmud Gaznevî¸  orduları ile giderken¸ bacası tüten bir kulübe görüp¸ içeriye girdi¸ baktı ki Ebul Hasen Harkanî hazretleri¸ kitapları ve talebeleri ile ilgileniyordu.  Sultana ilgi göstermedi. Sultan ise¸ bu duruma çok öfkelendi; fakat belli etmeden dedi ki:

– Hocanız Bayezid-i Bistamî nasıl birisi idi?

Ebul Hasen Harkanî hazretleri¸ hocasının adını duyunca dedi ki:  

– Hocam öyle bir zât idi ki¸ Müslüman olmayan bir kimse yüzüne baksa¸ iman ile şereflenirdi.

– Bu ne biçim söz Peygamber efendimizi Ebu Cehil ve diğer müşrikler gördü¸ imana gelmedi¸ senin hocan Peygamberimizden daha mı büyük ki yüzüne bakan imana geliyor?

Ebul Hasen Harkanî hazretleri şu cevabı verdi:

– Ebu Cehil ve diğer müşrikler¸ Peygamberimizi Abdul Muttalib'in yetimi olarak gördüler¸ Peygamber olarak göremediler. Hocam Bayezid-i Bistamî hazretlerinin yüzüne¸ bir inançsız veya Yahudi bu Bayezid-i Bistamî hazretleridir.' diye baksa iman ile şereflenirdi.

Sultanın hoşuna gitti ve memnun olarak ayrıldı. Ebul Hasen Harkanî hazretleri Sultanı dışarıya kadar uğurladı. Sultan şaşırıp dedi ki:

– Sizi anlayamadım¸ geldiğimde yüzüme bile bakmadınız; şimdi ise dışarıya kadar uğurluyorsunuz. Sebebi nedir ki?  Harkanî Hazretleri şöyle buyurdu:

– Gelirken kibirle içeri girdin¸ giderken tevâzû ile gidiyorsun¸ şimdi güzelleştin.

 

Ahmed Rufaî Hazretleri¸ bir gün talebelerine:

– İçinizde kim bende bir ayıp görüyorsa bildirsin¸ dedi.

Müritlerinden biri:

– Efendim¸ sizde büyük bir ayıp var¸ diye cevap verdi.

Ayıbını talebesine soracak kadar kendini aşmış bu mütevazı insan hiç kızmadı¸ talebesi böyle söylüyor diye üzülmedi¸ belki sadece ayıbından kurtulabilmek ümidiyle sordu:

– Söyle dedi¸ kardeşim¸ o ayıbım nedir?

Talebe gözleri dolu dolu:

– Bizim gibilerin size talebe olması¸ dedi.

Bu söz gönüllere çok tesir etmiş¸ sohbette bulunan herkes ağlamaya başlamıştı. Ahmed Rufaî Hazretleri de ağlıyordu. Bir ara sadece;

– Ben sizin hizmetçinizim¸ diyebildi.

Bütün faaliyetlerini Hak için¸ Hakk'la olmak için¸ Hakça bir nizam için amaçlayan o büyük insan¸ bütün mutasavvıflar gibi¸ büyük bir tevâzû içindedir. Diğer bazı mutasavvıflarca da söylenilen konuyla ilgili şu mısraları hepimizin şiarı olmalıdır:

Kulluk vazifemizdir yokluk şiârımız hem

Kayırmayız özümüz olsak da yahşi yâ kem

Bir güzelin urgunu âşüftesiyiz her dem

Nâm u nişânımız yok dervîşe şân gerekmez

Yokluk yolcularına başka nişân gerekmez.(Ateş¸ Dîvân¸ s. 112.)

Yukarıdaki şiiri okuyunca ârifler sultânı Hazret-i Mevlânâ'nın şu sözleri hatırımıza düşer:

"Ben kul oldum¸ kul oldum¸ kul oldum. Ben âciz kul¸ kulluğumu îfâ edemediğimden utandım ve başımı önüme eğdim. Her köle âzâd edilince sevinir. İlâhî! Ben ise¸ Sana kul-köle olduğum için sevindim." niyâzında olduğu gibi¸ hakîkî tevâzû¸ kulu ilâhî azamet karşısında yokluğunu îtiraf ile boyun eğmeye sevk eder."

Sivaslı İhramcızâde İsmail Hakkı Efendi (k.s)¸ soyadı kanunundan sonra "Toprak" soyadını alır. Osman Hulûsi Efen'di de "Ateş " soyadını alır. Hulûsi Efendi her halinde ve tavrında manevî üstadı İhramıczâde'nin toprak olmayı öğütleyen soyadının gereklerini bütün hayatında yaşayışıyla sergiler. Dîvân'da şöyle buyurular:

Urûc etmez Hulûsî cân gubârı olmasa toprak

Düşüp toprağa toz ol uçmağa ol lâ-mekânınçün(Ateş¸ Dîvân¸ s. 222.)

Toprak gibi tevazu sahibi olmak ümidiyle Allah'a emanet olunuz.

 

Mükerrem Tollu 468x60
Etiketler : TOPRAK GİBİ!
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.