Hürses
15 Kasım 2019 Cuma
Anasayfa > Yazarlar > Cafer AKSAY > Tarihte Eğitimimiz!
Cafer AKSAY

Tarihte Eğitimimiz!

28.10.2019 09:41 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Cafer AKSAY

Tarihte Eğitimimiz!

Değerli Dostlar; Atalarımız eğitim konusunda çok başarılı bir durumda imiş. Bu durumu yaşanan olaylardan ve örneklerden anlıyoruz. Onun için bu hafta sizlerle bu konuyu paylaşalım istedim.

Türk toplumunda eğitim, hem bireylere toplumun geçerli değerlerini ve bilgileri aktarma hem de bireyin iyi insan, iyi meslek sahibi olmasını ve kanunlara uymasını hedefleyen bir anlayışa sahipti.

Mesela; Osmanlı'da esnaf örgütü, Türkiye Selçuklu Devleti’ndeki Ahilik çerçevesinde gelişmiş ve lonca ismini almıştır. Ahilik, esnaf ve zanaatkârları bir çatı altında toplamıştır. Osmanlı Devleti’nde her meslek grubunun bir loncası vardı. Loncalar aynı zamanda mesleki eğitimin verildiği yerlerdi. Mesleğe yeni giren bir çırak belli aşamalardan sonra kalfalığa, kalfalık döneminden sonra da ustalığa geçerdi. Lonca sisteminde ustalar, çıraklarına meslekleriyle ilgili teknik bilgiler yanında, toplum hayatının gerektirdiği kültür ve terbiyeyi de öğretirlerdi. Ustalığa geçiş sırasında bir tören yapılır, usta olan kişiye peştamal kuşatılır ve ustalık belgesi olan icazet verilirdi. İcazet aldıktan sonra iş yeri açma izni verilirdi.

Kanuni Sultan Süleyman sefere çıkmadan önce, saray hekimlerine askerlerin seferde iken salgın hastalıklardan hasta olmamaları için ne yapmak gerektiğini sorardı.

Hekimler ise , kuvvetli bir ilaçtan bahsettiler .

Sultanın da hoşuna giden bu ilaç penisilin ilaç idi.

Hemen saray aşçılarına ferman gönderilir ve askerlere her öğün, küflü peynir verilmesi söylenirdi.

Evet , yanlış duymadınız... atalarımızın, dedelerimizin , toprak altın da muhafaza ederek küp içinde muhafaza ettikleri , küflü peynir koruyucu aşıdır.

Içinde ki probiyotik bakteriler , bağırsak florasını kuvvetlendirir ve iç organların ömrünü uzatır.

O zaman şartlarında bir sefer yaklaşık 2 sene sürerdi.

Asker 6 ay yürüyerek gider ve 6 ay yürüyerek geri dönerdi..tozun toprağın havaya kalktığı, tuvalet ve banyo ihtiyacının zor karşılandığı bu sağlıksız şartlar altında , düşman askerleri telef olurdu. Salgın hastalıktan toplu asker ölümleri olurdu.

Ancak Osmanlı askerleri bu salgından etkilenmez , basit bir grip gibi atlatırlardı ..

Sebebi ise sefere çıkmadan önce yemeye başladıkları küflü gömme peynirdi ...

Ne güzel bir ilaç, ne güzel bir gıda..

Içinde ne prospektüsü var , ne de son kullanma ve üretim tarihi var ..

Herkes bu aşıyı evinde kolaylıkla üretebilir.

Herkesin evinde bulunur ..

Vücudumuzda ki hastalıkların sebebinin %70 bağırsak florasının bozulması ile olduğunu hepimiz biliriz...

Bağırsak da ki faydalı bakterileri :

Küflü peynir

Kefir

Ekşi Maya

Ev yapımı yoğurt ile çoğaltabiliriz.

Bizi savaş meydanın da yenemeyen düşmanlarımız, gıdalarımızı değiştirerek yenmeye çalışıyor..

7 den 70'e hasta bir millet olduk ..

Tekrar eski sağlığımıza kavuşabilmemiz için köylülerden doğal gıda üretmelerini talep etmeliyiz ..

Avm 'de Bir fincan çaya 15 tl ödeyip , pazarda ki köylünün ürünü için pazarlık yapmamalıyız..

Domates yetiştirmeyen bir kişi domatesin zahmetini bilmez ... saksılarda tarihi eser gibi seveceğimize , köylüyü bireysel olarak teşvik ve onore etmeliyiz ..

Doğal yiyecek bulduğunuz da asla pazarlık yapmayın..

Ahir zaman da yapacağımız en güzel yatırım salih amel ve gerçek gıdadır...

Gerçek peynir bulunca altın bulmuş gibi sevinin ve hemen alıp yiyin ...

Ortokdoks tıbbi penisilin iğneyi 1940 da bulunca, altın bulmuş gibi sevinmiş garibim ...

Bizim şanlı ecdadımız 400 yıl önce bulmuş ve uygulamıştır.

Eskiye dair , atalarımız her ne yemiş ise , bizde onları yiyelim.. ( Hikaye alıntıdır.)

Mükerrem Tollu 468x60
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.