VAHAP SEÇER MİSAFİR OLUYOR.
24 Ekim 2020 Cumartesi
Anasayfa > Yazarlar > Cafer AKSAY > ŞÜKRETMEK!
Cafer AKSAY

ŞÜKRETMEK!

21.09.2020 08:44 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Cafer AKSAY

ŞÜKRETMEK!

 

Değerli Dostlar; verdiği nimetler için Yüce Allah'a ne kadar şükretsek azdır.

Allahu Teâl⸠verdiği nimetler sebebiyle kullarının kendisine

şükretmesini istemektedir. Nimet verene şükür¸ bir kadir

ve kıymet bilme işidir. Gördüğü iyilikler karşısında sessiz

kalmak¸ en azından teşekkür etmemek ise nankörlüktür."

Yüce Allah¸ insanı en güzel bir surette yaratmış¸ ona sayısız nimetler vermiştir. Allah'ın insanoğluna verdiği nimetleri saymaya kalksak sayıp bitiremeyiz. Allahu Teâl⸠insana vermiş olduğu bu nimetleri kendi rızası doğrultusunda kullanmasını istemiştir. Allah¸ verdiği bu nimetler karşısında insandan öncelikle şükür istemektedir.

Şükür kelimesi sözlükte; "iyiliği bilmek ve ilan etmek¸ iyiliğe iyilikle mukabele etmek ve nimeti düşünüp göstermek" gibi anlamlara gelmektedir. Şükür bir ahlak terimi olarak ise; "Verilen herhangi bir nimetten dolayı¸ bu nimeti verene karşı söz¸ fiil veya kalp ile gösterilen saygı ve karşılık¸ iyiliğin kıymetini bilmek ve iyilik yapana bu hissi göstermek; nimet ve iyiliği anıp sahibini övmek¸ nankörlük etmemek" demektir. Türkçede "teşekkür ve şükran" kelimeleri de bu anlamda kullanılmaktadır. Kul¸ Allah'ın lütuf ve nimetlerini dile getirir ve O'nu överse şükretmiş olur. Ancak esas şükür verilen nimetleri yerli yerince kullanmaktır.

Şükür çeşitli türevleriyle birlikte Kur'an-ı Kerim'de yetmişe yakın yerde geçmektedir. Yüce Allah¸ Kur'an'da insanı yoktan var ettiğini¸ ona çeşitli nimetler verdiğini¸ dolayısıyla insanın da buna karşı Allah'a şükretmesi gerektiğini belirtmektedir.

Aşağıda paylaşacağımız hikaye bu hususu çok güzel ifade etmektedir.

Padişah vezirini huzuruna çağırarak sorar:

-"Bana hizmet eden hizmetçimin hayatta benden daha mutlu olduğunu görüyorum, Acaba sebebi ne ola ki? Hâlbuki onun hiçbir şeyi yok. Ben ise padişahım, her şeyin sahibiyim, ama onun kadar huzurum ve keyfim yok..."

Bunu işiten vezir cevap verir: “Ey padişahım, sen ona 99 kuralını uygula!" Padişah "Bu kural nedir?" dedi. “Gece bir torbaya 99 altın koyup kapısına bırakalım ve üzerine de ‘Bu 100 altın sana hediyedir’ yazıp sonra kapısını çalalım ve olanları izleyelim..."

Padişah vezirin tavsiyesine uyarak o gece "Bu 100 altın sana hediyedir" yazılı altın kesesini evinin önüne bıraktırır...

Hizmetçi kapıyı açar, sağına soluna bakar ve keseyi alır. Heyecanla altınları sayar lakin bir tane altının eksik olduğunu görünce “Galiba dışarıda bir yere düştü” diyerek çoluk çocuk kayıp altını aramaya koyulur. Gece boyunca kayıp altını ararlar, bakmadıkları sokak yoktur. Hatta boş araziler ve sokaklardaki eşyaların bile altlarına bakarlar. Ama nafile... Eksik altını bulamadıkça baba, çocuklarını azarlar hatta bir ara onlara saldırır hâle gelir...

Ertesi gün olur; sabah, hizmetçi kederli, düşüncelidir. Çünkü bütün gece uyumamış kayıp altını aramıştır. Suratı asık, keyifsiz, her hâlinden şikâyetçi bir tavırla padişahın huzuruna gider. Böylece Padişah 99 kuralının anlamını öğrenmiş olur...

Aynen hayat da böyledir. Kimi zaman Allah’ın bize ihsan ettiği 99 nimetini unuturuz. Sonra hayatımızı o kayıp bir nimeti aramakla geçiririz. Hâlbuki o nimet bilmediğimiz bir hikmetten dolayı gelmemiştir, belki bir imtihandır, belki daha iyisi gelecek, belki ahirette verilecek, bilinmez...

Ama biz 99 nimeti görmez o bir şeyin peşine düşeriz. Sonra bulamayınca da kendimizi mutsuz, huzursuz, keyifsiz hisseder mevcut nimetleri unuturuz. Gelin biz doksan dokuz nimetin tadını çıkaralım. Şükür, nimeti ziyadeleştirir unutmayalım... Şükür, nimeti değil nimeti vereni görmektir.  

 

Mükerrem Tollu 468x60
Etiketler : ŞÜKRETMEK!
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.