VAHAP SEÇER MİSAFİR OLUYOR.
26 Ekim 2020 Pazartesi
Anasayfa > Yazarlar > Cafer AKSAY > SU GİBİ!
Cafer AKSAY

SU GİBİ!

26.09.2020 14:45 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Cafer AKSAY

SU GİBİ!

Değerli Dostlar; bu hafta sizlerle "su gibi olmak" konusunu paylaşalım istedim.

Su gibi özel, su gibi faydalı ve su gibi çok, tükenmez ya da su gibi cömert olmak.

 İster çeşmelerden dökül, ister göklerden yağ, ister nehirler dolusu ak... Dibi olmayan bir kovayı asla dolduramazsın.

Yani, seni dinlemeyenlere sesini asla duyuramazsın. Unutma, daha çok bağırdığında daha çok dinlenmezsin; gürültünün parçası olursun sadece.

Su isen, bir bardağa sığ ki damarlara girebilesin. Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi faydalı, su gibi gerekli, su gibi bitmez tükenmez olduğunu unutma. Ayrıca, su gibi sakin olabileceğin gibi, su gibi "kıyametler" koparıcı olabileceğini de asla aklından çıkarma. Vadiler varken önünde ve ovalar varken, yayılabileceğin küçük ırmaklara ayırabiliyorsan kendini ve bardaklara bölebiliyorsan, hayat verirsin çevrene aynen su gibi olursun.

(Suyun bu doğasından alınan ilhamla şöyle der Sufiler:)*

“Seninle uğraşan hiç kimseyle uğraşma, eğer uğraşırsan onunla aynı yerde kalırsın. Etrafından dolanıp devam et yoluna.”

   Diyelim ki dağdan akan su önüne çıkan kayanın etrafından dolaşamayacak bir yola denk geldi…..

O zaman ne yapar?

Birikip, çoğalıp üstünden aşar.

Yok eğer bu da olmuyorsa,

Sabırla kayayı damla damla delmeye başlar.

 Kayayı delmeyi başaran suyun kuvveti değildir, tabii ki, damlaların sürekliliğidir ki buna da “sabır” derler.

“Sabretmek” hiçbir şey yapmadan oturmak değildir…..

Sabır dikenin içinde gülü, gecenin içinde gündüzü hayal edebilmektir.” der _Şems-i Tebrizi_ .

Suyun doğası imkansızın bile başarılabileceğini, bunun için sabırlı ve istikrarlı olduğunu öğretir.

Kayayı delen su elbette yine yoluna devam eder.

Su hep akar ve çalışır.

Bilir ki aktıkça temizlenir.

Bazen dere kenarlarında su birikintileri oluşur, akmayan su bulanır, çamurlaşmaya başlar!

Üzerine pislik birikir ve Sufiler bu yüzden derler ki:

 “ _Sen su gibi sürekli ak!_

_Her daim yenilen!_

_Her gün yenilen!_

_İki günün aynı olmasın hep ilerle!_

_Dünü dünde bırak yeni şeyler öğren!_ ”

Örneğin, su değişimden hiç korkmaz…..

Ama insanlar değişimi sevdiklerini söyleseler de aslında bundan çok korkarlar…..

 *Su*; “değişimi” ne de güzel anlatır.

Bazen yağmur olur,

Bazen kar olur,

Bazen buz olur,

Bazen buhar olur….

 Buhar olduğunda çıkar gökyüzüne, yağmur olup, kar olup, yine iner yere.

Ayrıca su uyumludur.

Çay bardağına koyduğunda çay bardağının şeklini alır, kovaya koyduğunda kovanın.

 Sürekli bulunduğu yere uyumlanır ama doğası da hiç değişmez….

 Her yere her şeye uyum sağlar…..

Unutma ki dünyada her zaman doğaya uyum sağlayanlar hayatta kalır.

Uyum sağlayanlar esnektir çünkü.

Değişime direnenler ise katıdırlar…

 Fırtına en sert en güçlü ağaçları devirir ama esnek fidanlara, otlara hiçbir şey yapamaz.

O yüzden esnek olanlar, uyum sağlayanlar hayatta kalır.

 Aynı zamanda akışa teslim olur.

 Teslimiyet içindedir.

Bu teslimiyet boyun eğmek değildir.

Çünkü bilir ki bütün dereler eninde sonunda büyük denizlere, okyanuslara akar.

Elinden geleni yaptıktan sonra hayatın akışına teslim olmaktır bu.

Su berraktır,

 Şeffaftır.

Olduğu gibidir yani.

Paylaşımcıdır…..

Hep besleyicidir.

İnsanları, hayvanları, doğayı besler. ..

Hayatı başlatandır ve sürekli üretendir…..

Su olan her yerde bitkiler vardır, hayvanlar vardır, insanlar vardır, hayat vardır.

İşte suyun bu yapısından dolayı Sufiler birbirlerine

“ *SU GİBİ AZİZ OL* ” derler.

Su gibi Aziz olmak dileğiyle..

(* Bu bölüm https://www.ilhamipektas.com/su-gibi/ sayfasından alınmıştır.)

 

Tuz ve Su

Hintli  yaşlı usta, çırağının sürekli her şeyden şikayet etmesinden bıkmıştı. Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi. Hayatındaki herşeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi. Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı.

   – “Tadı nasıl?” diye soran yaşlı adama öfkeyle:

   – “Acı” diye cevap verdi.

   Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı. Sessizce az ilerdeki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyledi. Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken aynı soruyu sordu:

   – “Tadı nasıl?” “Ferahlatıcı” diye cevap verdi genç çırak.

   – “Tuzun tadını aldın mı?” diye sordu yaşlı adam, “Hayır” diye cevapladı çırağı.

   Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve şöyle dedi:

   – “Hayattaki  ıstıraplar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Istırabın miktarı hep aynıdır. Ancak bu ıstırabın acılığı, neyin içine konulduğuna bağlıdır. Istırabın olduğunda yapman gereken tek şey ıstırap veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya bak dedi.

 

Mükerrem Tollu 468x60
Etiketler : SU GİBİ!
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.