Hürses
17 Kasım 2019 Pazar
Anasayfa > Yazarlar > Cafer AKSAY > SAĞDUYU!
Cafer AKSAY

SAĞDUYU!

24.02.2019 18:59 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Cafer AKSAY

SAĞDUYU!

            Değerli Dostlar; sizlerle "sağduyu" konusunu paylaşalım istedim.

Sağduyu: (sözlükte) Doğru, gerçekçi, akla uygun ve yerinde yargılar verme yeteneğidir.

Felsefe terimi olarak ise; doğruyla yanlışı birbirinden ayırma ve doğru yargılama yetisidir.

Günlük hayatın belirlediği görüş, düşü­nüş ve davranış şekillerinin bütününe sağ­duyu adı verilir, insanlar günlük hayatların­da bir takım tecrübeler ve kanaatler elde ederler ve bu günlük tecrübe ve kanaatleri­ne göre düşünüp değerlendirmelerde bulu­nurlar. Bu anlamda sağduyu, bilimsel olana aykırı ve karşıttır.

Sağduyunun yukarıdakine benzeyen, fakat ondan biraz daha farklı şöyle bir tarifi­ne daha rastlanmaktadır: İnsanın günlük ha­yatı içinde geliştirdiği ve bilimsel üretilen şeyler arasındaki bağların gelişmesi, bili­min yaygınlaşması sebebiyle bilimsel bil­giye yaklaşma süreci içinde bulunan görüş­lerin, alışkanlıkların ve düşünme biçimleri­nin tümüdür.

Bu olumsuz görünümlü anlamlar yanın­da, sağduyunun bir de yaygın anlamı vardır. Buna göre sağduyu, ortalama ölçülere uygun, sağlam düşünme, duyu yeteneği veya doğuştan açıkgözlülük, belli bir pratiklik duygusu veya işlenmiş zekâ anlamına gelir. Bu manada sağduyu (Akl-ı Selîm), iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı ayırarak doğru yargıda bulunmayı ifade eder. Böyle bir duygu bütün insanlarda ortak olarak vardır. Akl-ı Selîm, Hakk’a inanmanın, doğru sö­zün, iyi işler yapmanın güzelliğini bilir. Doğruluk ve adaleti yerinde kullanmanın, kötü şeylerden sakınıp iffetli yaşamanın vb, iyi durumların güzelliklerini bilir ve kavrar. Çünkü akıl; içten gelen bir din olarak vasıf­landırılmıştır. Ragib el-İsfahanî, akıl ile di­ni birleşmiş bir hakikat olarak kabul etmek­te ve dini dıştan gelen bir akıl, aklı da içten gelen bir din olarak vasıflandırmaktadır. Ona göre Allah, akl-ı selimi vasfederken şöyle buyurmaktadır: “İşte bu, Allah’ın di­nidir ki, insanları bu fıtrat üzerine yaratmış­tır. Allah’ın yaratılışında değişme yoktur, dosdoğru olan işte bu dindir; fakat insanla­rın çoğu bilmezler” (Rum, 30). Bu ayette Allah akla din adını vermiş ve din ile akl-ı selimi birleştirmiştir. Din İle akl-ı selimin nuruna işaret etmek için de “Nur üstüne nur” tabirini kullanmıştır.

Felsefe dilinde sağduyu deyiminin farklı ve daha az önemde bir anlamı vardır. Bura­da deyim kelime anlamıyla alınır ve “Her­keste ortak olan duyu” veya daha doğrusu “Bütün insanlarda ortak olan kanılar” veya “Karşı konulmaz anlaşmadan, uyumdan doğan kanaatlar” şeklinde kullanılır. Bilin­diği gibi insanlar günlük yasayı şiarından bir takım kanaatler edinirler ve bu kanaatle­re göre düşünür ve hüküm verirler. Bu an­lamda sağduyunun bilimsel olana karşıt ol­duğu ileri sürülebilir. Sözgelimi B. Russell; Aristoteles ve Descartes sistemlerinin bü­yük ölçüde bu anlamda bir sağduyuya da­yandığını ileri sürerek onları tenkit etmiştir. Aristoteles için Russell, Felsefe Tarihinde şöyle der: “Aristoteles sistemi, yan yanya bir sağduyu sistemidir. Onun yargılan, ek­seriyetle sudan bir takım ayrıntılar üstünde duran ve Öğretici bir hava içinde ileri sürü­len sağduyu ön yargılandır.” Sağduyu kav­ramı, zaman zaman, bilimler için de kulla­nılmış ve L. Barncet, klasik fizikin herhangi bir cismin boyutlarının hep aynı kalacağı şeklindeki açıklamasını bir sağduyu varsa­yımı olarak nitelendirmişti. Hâlbuki klasik fizikle bir devrim sayılan izafiyet teorisinin sahibi Einstein ise, sağduyunun, on sekiz yaşından önce zihinde yerleşen önyargılar­dan başka bir şey olmadığını göstermek is­temiştir. Ona göre, on sekiz yaşından sonra elde edilen her yeni düşünce, tartışılmadan kabul edilen daha önceki sağduyu önyargılarıyla savaşmalıdır. Einstein’in işte bu ti­tizliğidir ki, tabiatta olup bitenleri ispat et­meden kabul etmemiş ve onun tabiat olay­larını daha iyi ortaya koymasına sebep ol­muştur.
            Bütün bunları sizlerle paylaşmak istememin sebebi bu günlerde yerel seçim heyecanı toplumu sarmış durumda; özellikle sağduyuya yani aklıselime çok ihtiyacımız olduğu bir dönemdeyiz. Elbette herkesin gönlünde bir aslan yatar. Elbette demokratik bir vatandaş olarak elbette bir görüşümüz olacak fakat gönül kırmadan birbirimize hakaret etmeden, ortalığı kırıp dökmeden seçimi tamamlayıp şunu unutmamalıyız ki; cenazemiz beraber, düğünümüz beraber, hastamız beraber kısacası bir her zamanki gibi bir birimize muhtacız.

Bütün bunlardan dolayı değerli dostlar bu kez aklıselim üzere hareket edelim. Gönül kırmadan bu süreci tamamlayalım.

 

Mükerrem Tollu 468x60
Etiketler : SAĞDUYU!
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.