Hürses
06 Nisan 2020 Pazartesi
Anasayfa > Yazarlar > Cafer AKSAY > Öğrenilmiş Çaresizlik!
Cafer AKSAY

Öğrenilmiş Çaresizlik!

28.07.2018 14:41 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Cafer AKSAY

Öğrenilmiş Çaresizlik!

Değerli Dostlar; bu hafta sizlerle yine çok güzel ve bir o kadarda farklı bir konuyu paylaşmak istiyorum; "Öğrenilmiş Çaresizlik".

Bu konuyu bir çok canlı, özellikle de insanlar zaman zaman yaşıyor. Öğrenilmiş çaresizlik, kişinin herhangi bir durumda çok sayıda başarısızlığa uğrayarak, bir şey yapsa da hiçbir şeyin değişmeyeceğini, olayların kendi kontrolünde olmadığını, o konuda bir daha asla başarıya ulaşamayacağını düşünüp, bir daha deneme cesaretini kaybetmesidir.

Öğrenilmiş çaresizlik, geçmişteki acı deneyimlerden çıkarılan negatif şartlanmaların bugünkü davranışları belirlemesidir.

Daha önceki denemelerde karşılaşılan başarısız sonuçları, kendini sınırlayacak şekilde yanlış yorumlamaktır.

Öğrenilmiş çaresizlik hepimizin içinde az ya da çok vardır. Hepimiz bir şeyleri defalarca deniyor, yanılıyor, başaramıyoruz. Sonra bir daha yanılmamak için, bir daha denememeyi öğreniyoruz. Bu sırada şartlar değişiyor. Eğer denersek başarılı olabilece­ğimiz bir hale geliyor ama biz ezberlediğimiz gibi yaşamaya devam ediyoruz. Arazi değişiyor ama bizim zihin haritamız değişmiyor. Böylece başarısızlığı öğrenmiş oluyoruz.

Öğrenilmiş çaresizlik ve atalet, insanın potansiyelini kendinden çalıyor. Düşlerimizi çürütüyor. Özgüvenimizi eritiyor, ce­saretimizi kırıyor. Aslanı kediye çeviriyor. Kazanmayı değil, kaybetmeye katlanmayı öğretiyor.

Öğrenilmiş çaresizlik ve atalet yüzünden başarısızlık bölgesini vatanımız, zirveleri gurbetimiz gibi görmeye başlıyoruz. İçimizdekini söylemeyi değil, kendi kendimize söylenmeyi öğreniyoruz. Sorumluluk almak yerine suçlamaya çalışıyoruz. Başarısızlıkla-rımızın sorumluluğunu dışımızda arıyoruz. Kendi ayakları üzerinde durmayı ve kendi kendine yetebilmeyi beceremiyoruz.

Hayatınızda yaşamak istediğiniz hayat ile yaşadığınız hayat arasında farklar vardır. Düşüncelerinizi yeniden düzenleyerek, yeni bazı şeyler öğrenerek, daha başarılı işler yapıp, daha yüksekler yaşayabilirsiniz.

Kendinizi aşmak, daha büyük yaşamak isteyenler için bir yol haritasıdır. Sloganınız: Hayatta ya tozu dumana katarsın ya da tozu dumanı yutarsın.

Bernard Shaw’ın dediği gibi: "Bir işin nasıl yapılabileceğini biliyorken, bir başkasının yapamadığını görüp dilini tutmak imkânsızdır!"

Dr. Feldenkrais'in, "Amacımız, imkânsızı mümkün, mümkünü kolay, kolayı da zarif ve zevkli yapmanın yollarını bulmaktır," özdeyişi size ilham vermelidir.

yaratamayacağına inanırsa, çaresizliği ve hiçbir şey yapmamayı öğrenecektir."

Öğrenilmiş çaresizlik, kişinin herhangi bir durumda çok sayıda başarısızlığa uğrayarak, o konuda bir daha asla başarıya ulaşamayacağına inandığı zihin durumudur. Kişi ne yaparsa yapsın sonucun değişmediğini, engelleri hiçbir şekilde aşamadığını, istediği sonucu almanın kendi ellerinde olmadığını düşündüğünde, çaresiz olduğunu öğrenir ve herhangi bir şey yapmamayı (atalet) seçer.

Hayatımızda bazen maruz kaldığımız gerçek çaresizlikler ile öğrenilmiş çaresizlik durumu aynı şey değildir. Gerçekten çaresiz olmadığımız halde, çaresiz olduğumuzu sanarak, çözebileceğimiz bir sorunumuzu çözmek için hiçbir şey yapmadığımızda 'öğrenilmiş çaresizlik' yaşıyoruz demektir.

Öğrenilmiş çaresizlik ile ilgili anlattığımız tüm deneylerin birinci aşamasında gerçek çaresizlik, ikinci aşamasında sahte çaresizlik durumu söz konusudur. Çaresiz olduğunuzu düşündüğünüzden, çözüme götüren bir yol olduğu halde siz onu göremiyorsanız bu, sahte çaresizliktir. Köpeklerle yapılan deneyde de ilk aşamada gerçek bir çaresizlik durumu oluşturuldu. İkinci aşamasında ise sahte bir çaresizlik durumu söz konusuydu.

O halde kritik nokta, hangi sorunun çözülebilir, hangisinin çözülemez olduğuna karar vermektir. Bir insanın gerçekten çaresiz durumda olup olmadığına karar vermesi pek kolay değildir. Özellikle de çaresiz durumdayken! Fuzuli'nin deyimiyle, "Akıntıya kapılan, kıyıyı yürür sanır."

Çaresizlik duygusu yaşayanlar düşünmeli: "Gerçekten çaresiz durumda mıyım, yoksa çaresiz olduğumu mu düşünüyorum?

Bütün ihtimalleri taramadan, "Kurtuluş yolu yok!" dememek gerekir.

Bir fil bir tonluk yükü hortumuyla kolayca kaldırabilir. Ama siz hiç, bir sirke gidip bu dev yaratıkların sessizce küçük bir kazığa bağlandıklarını gördünüz mü? Bir fil küçük ve güçsüzken ağır bir zincirle hareketsiz bir demir kazığa bağlanır. Ne kadar çok zorlarsa zorlasın zinciri kıramayıp kazığı yerinden oynatamadığını keşfeder. Sonradan fil ne kadar büyük ve güçlü hale gelirse gelsin yerde yanı başında duran kazığı gördüğü sürece hareket edemeyeceğine inanmaya devam eder. Birçok akıllı yetişkin de sirkteki fil gibi davranır. Düşüncelere, hareketlere ve sonuçlara hapsolmuşlardır. Asla kendi koydukları sınırların ötesine geçemezler.

Ne yazık ki birçok kişi hayatı olduğu gibi kabul eder ve potansiyeline ulaşamaz. Bu kişiler boş bir kavanozun içinde zıplayıp duran pireler gibidir. Bu durumu gözleyen kişi kavanozun pireyi içeride tutan bir kapağı olmadığını fark eder. Öyleyse bu pireler neden kavanozun dışına atlayıp özgürlüğe kavuşmazlar? Yanıt basittir. Deneyi yapan kişi ilk önce pireleri içine koyduğu kavanozun kapağını kapar. Pireler yükseğe sıçrar ve küçük kafalarını şiddetle kavanozun kapağına vururlar. Birkaç baş ağrısından sonra pireler o kadar yükseğe sıçramaktan vazgeçerler ve yeni buldukları rahatlığın keyfini sürerler. Artık kapak kaldırılabilir ve pireler içeride tutulabilir. Gerçek bir kapakla değil ama “Bu çok yüksek, artık yeter diyen” bir düşünce tarzıyla.

Bir deniz akvaryumunda vahşi bir “barracuda” balığı birden uskumrulara saldırmaya çalışır ama aradaki bölme buna engel olur. Burnunu defalarca çarptıktan sonra denemekten vazgeçer. Bir süre sonra aradaki bölme kaldırılır. Ama “barracuda” yalnızca bölmenin önceden durduğu yere kadar yüzer ve durur. Bölmenin hala orada olduğunu zanneder. Bu örnekteki gibi pek çok insan böyledir. Hayali bir engele ulaşana kadar ilerler; ama sonra kendi dayattıkları sınırlayıcı bir tutum yüzünden dururlar. (John C. Maxwell)

 

Mükerrem Tollu 468x60
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.