Hürses
25 Ağustos 2019 Pazar
Anasayfa > Yazarlar > Cafer AKSAY > KALBİN KİBRİ!
Cafer AKSAY

KALBİN KİBRİ!

16.07.2019 08:26 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Cafer AKSAY

KALBİN KİBRİ!

            Sevgili dostlar; bu hafta sizlerle “Kalbin kibri” konusu ile ilgili paylaşımda bulunalım istedim. İşe önce kibrin tanımıyla başlayalım isterseniz.

Azıcık damarına basılmasın insanoğlunun, ”sen kimsin, benim kim olduğumu biliyor musun?” belli ensesi kalın, adamı yani dayısı var, istediğini söyleyebilir, söz meclisten içeri. Her şeyden önce hakka karşı böbürlenmek, insana karşı yapılmış en büyük hakarettir. Karşımızdakini sırf cevap vermek için dinliyoruz. Haklı olduğuna ısrar azim, haksız olduğuna ısrar kibirdir, bazen doğru olana çok ısrar etmekte kibre giriyor.” Nasıl olurda benim dediğimi kabul etmez, doğruyu söylüyorum” diye hiç öfkelenmeyelim, Peygamberler dinlenmemiş, Allah’a itaat edilmemiş, bizi dinlememişler çok mu?

Kibrin sebebi: Kendini beğenmek, karşıdakine kin duymak ve çekememezlik, riya ve gösteriştir. Karşımızdakine herhangi bir sebepten kızıyoruz, kine dönüşüyor, sonra o kişiden öğüt gelince dinlemiyoruz, hakkı söylüyor olsa bile kabul etmiyoruz, çünkü bizi geçeceğini düşünüyoruz. Eğer suçluysak özür dilemiyoruz. Birde çekemediklerimiz var hasedimizden dolayı o kişiden faydalanmıyoruz, ondaki iyi olan her şeyin elinden gitmesini istiyoruz fakat haset etmek haddi aşmaktır, haddi aşmak şirktir, şirk ise: “Allah’ım sen nimetini kime vereceğini bilmiyorsun” demektir.

Kibir, dini kemal ve dünyalık kemal diye ikiye ayrılır. Dini kemal, ilim ve ameldir, ilim artınca sancılar artar, bizim ancak kibrimiz artıyor, bu gerçek ilim değildir. Esas ilim bize aczimizi bildiren Allah’a yaklaştıran ilimdir, bunun dışındaki fen, kimya fizik, tıp insanda sadece kibir uyandırır, çünkü zor ilimlerdir ve bununla ilgilenen de başarılı insanlardır, doğal olarak ayrı bir havaya girebilirler, bu ilimleri uhrevi ilimlerle birleştirirsek o zaman bunu yenebiliriz.

Dünyalık kemal ile kibir ise asalet, güzellik, kuvvet, servet, etrafındaki adamların ve yardımcıların çokluğuyla yapılır. Asilzadeler ilimli insana tenezzül etmez” sen kimsin de bana akıl veriyorsun” diye üstünlük yapmak ister.

Kibrin alametleri: Surat asıklığı, başı dikmek, yaslanmak, ses tonu, yürüyüşü, duruşu, hareketleri, mimikleri, kendini beğenmek, davete icabet etmemek, küçük gördüğü insanın yanında oturmamak, hasta ve engelli insanlarla konuşmamak, oturup kalkmamak, süslenmektir… Efendimiz: “Güzel elbise gönülde kibri uyandırır” buyurmuşlardır.

Kemalpaşazâde hakkında, Muzaffer Efendi Hazretlerinden duyduğumuz mühim bir hâdiseyi sizlerle paylaşmak istiyoruz... 
Kemalpaşazâde merhûm, ilk zamanlarında ilmine pek mağrûr imiş. Öyle ki makâmında azametli bir şekilde arkası üzere yaslanıp oturmayı âdet edinmiş. Gelene gidene tepeden bakarmış...
Birgün Sünbül Sinan Hazretleri, dervîş kıyâfeti ile Kemalpaşazâde'nin makâmına gelerek, ısrarla kendisi ile görüşmek ister. Yanına girdiğinde Kemalpaşazâde âdet edindiği kibirli oturuşunu hiç bozmadan, gözüne pek hakîr görünen bu zâta  :
- "Israrla beni görmek istemişsin, derdin nedir ?" diye küstahça sorar...
Sünbül Sinan Hazretleri gâyet dervîşâne ve Kemalpaşazâde'nin kibrini okşayacak sûrette  :
- "Efendim mühim bir suâlim var ve sizden başka hiç kimsenin bu suâle lâyıkı ile cevap veremeyeceğini düşündüğüm için sizi rahatsız ettim" deyince iyice gururlanan Kemalpaşazâde kendinden emin bir şekilde :
-"Sor bakalım nedir" der...Sünbül Efendi Hazretleri şu soruyu sorar :
-"Efendim! Allah'ın ilmine nisbetle Peygamberin ilmi ne kadardır? Bunu merâk ediyorum" 
Kemalpaşazâde cevâben : 
-"Bu ne biçim soru, tabii ki Allah'ın ilmi sınırsızdır, Peygamber'in ilmi mahdûddur" deyince, Sünbül Efendi Hazretleri : 
-"Aman efendim! Ben böyle anlayamıyorum, benim anlayabileceğim gibi göstererek îzâh edin lutfen" deyince, Kemalpaşazâde kağıt-kalem alarak,  kağıdın üzerine bir dâire çizer ve şöyle tarif eder :
-"Bu dâirenin içindeki ilim, muhât (sınırlı) olan Peygamber'in ilmi, dâirenin dışındaki muhît (sınırsız) ilim de Allah'ın ilmidir"

Bu tarife karşılık Sünbül Sinan Hazretleri yine önceki tavrıyla :
-"Hay Allah razı olsun efendim, bakın işte, bunu sizden daha iyi kim böyle anlatabilirdi. İyi ki size sormuşum" diyerek Kemalpaşazade'nin gururunu okşamaya devam eder ve tekrar sorar :
- "Peki, diğer bütün peygamberlerin ilmi, Resûl-i Ekrem Efendimizin ilmi yanında ne kadardır? Bunu da lutfedin efendim"
Kemalpaşazâde ilk çizdiği dâirenin içine bir dâire daha çizer ve :
-"İşte peygamberimizin ilmine göre diğer peygamberlerin ilmi de bu kadardır" der.
Sünbül Efendi Hazretleri yine "Hay Allah razı olsun, ne güzel îzâh buyurdunuz" diyerek bir daha sorar :
-"Cümle âlimlerin ilmi peygamberlerin ilmine kıyasla ne kadardır?"
Kemalpaşazâde diğer dâirelerin içine küçükçe üçüncü bir dâire daha çizer ve aynı şekilde îzâh eder. Sünbül Efendi Hazretleri tekrar :
-"Peki, bütün okumuşların ilmi ulemâya göre ne mertebedir?" diye sorunca  Kemalpaşazâde dâirelerin ortasına bir nokta koyar, "işte bu kadardır" deyince Sünbül Efendi Hazretleri tavrını ve edâsını değiştirerek bu defa sert bir uslûpla :
-"Peki, bu noktadan size ne kadar hisse düşüyor" der demez, sedirinde kibirle uzanan Kemalpaşazâde birden doğrulur ve Sünbül Sinan Hazretlerinin eline yapışır ve hâlini ıslâh eder ve o günden sonra Sünbül Efendi Hazretlerini nerede görse tazîm eder, hürmette kusur etmez...

 

Mükerrem Tollu 468x60
Etiketler : KALBİN KİBRİ!
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.