Hürses
25 Mayıs 2020 Pazartesi
Anasayfa > Yazarlar > Duygu YASAK > İlişkileri Bitiren Sebepler
Duygu YASAK

İlişkileri Bitiren Sebepler

10.02.2020 09:49 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Duygu YASAK

İlişkileri Bitiren Sebepler 

Mutlu olmak isteyen bireylerin çoğu zaman söylemleri ve yaptıkları birbirinden bağımsız olabilmektedir. İnsanlar genel olarak mutlu olmak istiyorlar ama bazen farkında olarak bazen de farkında olmadan yapılmaması gereken davranışlarda bulunabiliyorlar. Bu durumda kısa sürede ilişkide pek çok sorun yaşamlarına neden olabilmektedir.

İlişkilerde mutluluğu sürdürmek için dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Eğer mutlu, huzurlu ve düzenli bir ilişki ya da evlilik isteniyorsa bu süreci bitiren sebepleri öğrendikten sonra hayatınızda bu davranışları yapmamaya özen göstermelisiniz.

İşte İlişkileri Bitiren Sebepler :

1. Suçlama

Evet, her zaman işlerimiz yolunda gitmez – amiriniz size bağırdı, bir faturanız ödenmedi, evin çatısı sızdı ya da çocuklardan biri her yerde hareket ediyor. Buna hayat denir ve çoğumuz ya da bir zamanlar hepimiz bu hayatın stresinde ailemize karşı kötü davranışlarda bulunabiliriz.

Gerek hayatta önümüze çıkan engeller gerek kendimize yaşattığımız stres bizi bir çok noktada etrafımızdakileri suçlamaya iter.  Özellikle bu durum da en yakınımızda olan eşimize veya partnerimize karşı daha belirgin bir tavır içinde oluruz. Eşimiz bize karşı hata yapmasa da bizde oluşan gerginlikler eşimize patlamamıza neden olabilir. Onu suçlayıcı bir tarzda konuşuruz.

Her cümleyi, her ne olduysa kişisel bir hata meselesi yapan otomatik olarak “Sen” ile başlatmayı bırakın. Eşiniz sorumluysa, karakter kusurları hakkında bir tez yazmadan ne olduğunu konuşun. Yani partnerinizin kişiliğini değil, davranışını eleştirin.

2. Paylaşım Eksikliği

Sizin ve eşinizin arasındaki görüşmeler, süreklilik arz eden bir diyalog halinde mi yoksa bir zamanlar kurduğunuz diyaloglara göre daha az mı iletişim kuruyorsunuz? İkiniz birlikte yalnız olduğunuzda sessizlik artıyorsa ya da sadece tek tek heceleri birbirine bağlarsanız, yakınlık kapasiteniz azalır.

Paylaşmaya devam etmek, samimiyeti korumanın anahtarıdır. Düşüncelerinizi paylaşmıyorsanız, nedenini keşfetmeli ve iletişim tarzınızı göz önünde bulundurarak davranış kalıplarına bakmanız gerekir.

Sorun yaşadığınızda bunları kenara atmak ya da üstünü kapatmak yerine konuşmayı tercih edin. İlişkide sorumluluk alıp aklınıza gelen her şeyi eşinizle konuşmalı, paylaşmalısınız. Paylaşım aranızdaki bağları daha da güçlendirecektir.

 

3. Tepki Verme

Eşinizle aranızda bir sorun olduğunda veya tartışma yaşadığınızda sert tepkiler vermek,  probleminizi çözmek yerine daha da alevlendirir. Eşinize verdiğiniz sert tepkiler onun size olan bağlarının zedelenmesi ve kopmasına sebep olur.

Eşiniz sizinle bir şey paylaşmaya çalıştığında sözlü tartışmalar veya küçümseyen davranışlar, “Benim için önemli değilsin” yazan bir ilan tahtası kiralamaya benzer. Bu durumda eşinizin sizinle olan paylaşımlarını köreltir.

Düşündüklerinizi açıklarken, doğru bir ses tonu ve karşınızdakine değer veren bir davranış ile gerçekleştirirseniz daha sağlıklı bir iletişim kurmuş olursunuz. Siz eşinize değerli olduğunu hissettirirseniz sizde değerli olduğunuzu hissedersiniz.

Eşinize olan tepkilerinizin boyutunu azaltıp,  daha ılımlı davranmak, sorunların çözüldüğünü görmek sizi de rahatlatacaktır. Eşinize hemen tepki vermek yerine onu anlamaya çalışın. Dikkatli  bir şekilde dinleyin. Samimiyet kurun. Sorun çözme odaklı davranın.

 

4. Dokunma Eksikliği

Bu durum cinsellik ilgili değil, iletişim ile ilgilidir. İnsanlar, iletişim kurar ve dokunarak bağlantı kurar; tıpkı bebeklerdeki gibi bebeklerin ruhları aldıkları dokunuş miktarı ile şekillenir.

Araştırmalar, dokunma söz konusu olduğunda, daha cömert olma eğiliminde olduğumuzu gösteriyor. Daha  şefkatli, daha yararlı ve daha fazla bağlantı hissi duyduğumuzu gösteriyor. (Bunların hepsinin olumlu dokunuşlar olduğunu düşünmek faydalı olacaktır; buna karşın dokunuş  korkutmak için de kullanılabilir. Bu yüzden dokunuşlarımızın verdiği his önemlidir.)

Araştırmalar, cinsel olmayan bağlamlarda birbirlerine dokunan çiftlerin evlilik doyumlarının arttığını ve daha fazla yakınlık kurduğunu doğrulamaktadır. Benzer şekilde araştırmalar, gözlemcilerin fiziksel temas kurup kurmadıklarına bakarak bir çiftin ne kadar samimi olduğunu da “okuyabildiklerini” göstermektedir.

Peki siz eşinize ne kadar dokunuyorsunuz? Ya da hiç dokunuyor musunuz? Eşinize olan dokunuşlarınız, telefona ya da televizyon kumandasına olan dokunuşlarınızdan fazla mı? Bunları sorgulayıp, eksikler varsa davranışlarınızı yeniden şekillendirmenizde fayda var. Samimiyeti, iletişimi ve teması arttırmanın faydasını göreceksiniz.

 

5. Sorumluluk Almamak

Çocuklu çiftlerde ev içerisindeki davranışlar çiftler arasındaki yakınlığın azalmasına neden olmaktadır. Ev işlerinin ve görevlerinin, herhangi bir hanede, kapı bekçiliğinden farklı olduğunun anlaşılması için bütün sorumluluk kadına yüklenmemelidir.

Araştırmalar, kadınların çocuklarına ve evlerine geldiklerinde genellikle bekçi olduklarını gösteriyor; bu da malesef eşlerinin yüklerini paylaşmadıklarını şikâyet etmelerine neden oluyor. “Bana yardım etmek için hiçbir çaba göstermiyorsun” şeklinde şikâyetler dile geliyor.

Sonuç olarak sorumluluk almak, hem birlikte yaşama hem de yakınlık içinde olma duygusunu arttıran bir gerçektir. Ev içerisindeki sorumlulukların paylaşılması samimiyetin ve yakınlığın artması ve şikâyetlerin azalmasını sağlayacaktır.

 

6. Samimiyet Eksikliği

Araştırmalar, ilişkide samimiyetin sınırlandırılması ya da yok sayılması durumunda gelecekte evlilik memnuniyetsizliği ve boşanma gibi faktörlerin kaçınılmaz olacağını söylemektedir. Eğer eşinizle ayrıldıysanız, eşinizle tekrar bağlantı kurmak istediğinizde aklınızla ve yüreğinizle ilişkiye dönmenin yollarını bulmanız gerekiyor.

Son zamanlarda yapılan bir araştırma, aşk ve ilişkiler hakkındaki filmleri izlemek ve daha sonra onlardan bahsetmek kadar basit bir diyalogun evliliği güçlendirebileceğini ve terapi kadar etkili olacağını, aynı şekilde ilişkilerinin “boşanmaya dayanıklı” olabileceğini göstermiştir.

Öyleyse, bir film izleme veya ikinizi de yüzeysel olmayan bir düzeyde diyaloga çekecek bir şey yapmayı düşünün. Bu aktivite sizi daha yakına getirecek iletişiminizin, samimiyetinizin ve aranızdaki bağı attırmanızı sağlayacaktır.

 

7.  Kavgaların Sıklığı ve Tartışma Kalıpları

Sosyal hayatımızda iki kişi arasında  sürtüşme olması ne kadar yakınımız olursa olsun oldukça doğal bir durumdur. Kimi zaman eşimizle, sevgilimizle, kardeşimizle veya arkadaşlarımızla tartışmalar yaşıyoruz. Fakat uzmanlar genellikle çiftlerin tartışacağını varsayıyorlar, ancak ne sıklıkla tartışıyor ve çatışıyorlarsa asıl önemli noktanın bu durum olduğunu vurgulamaktadır.

Araştırmalar, genellikle bir kötü durumun etkisinin beş iyi durumun etkisinden daha ağır bastığını göstermektedir, bu nedenle kavgaların ne sıklıkla olduğuna dikkat etmek önemlidir.

Paylaşmak ve eğlenmek için harcadığınız zamandan daha fazla savaşıyorsanız, samimiyet azalmaktadır. Bu durumda evliliğin bitmesine sebep olan riskli davranışlardır. Savaşmak yerine sevginizi, sohbetinizi, samimiyetinizi arttırın.

 

8. Kazanan Zihniyet 

Belirli konular hakkında tekrarlayan olaylar – para ve harcama alışkanlıkları, çocukların sorumluluğu gibi-   potansiyel sıkıntılar evliliklerin ayırt edici özelliğidir ve bu durum olumlu görüşlerinizi kaybetmenizi  korkunç derecede kolaylaştırır.

Evlilikte mutluluğu sağlayabilmek için evliliğin iyi niyet ve mahremiyet içerisinde kalması, evliliğinizi iyileştirmeyi garanti eden “kazanmayı sağlayacak” zihniyete geçmenizi de kolaylaştırır.

Araştırmalar, isterseniz bilinçli bir şekilde  aşağı doğru gerçekleşen bu durumu durdurabileceğinizi gösteriyor. Evlilik uzmanı John Gottman, olumsuzluk döngüsünü kırmak için üç basit strateji önermektedir:

Sakin ol. Gerekirse, bir mola verin ama duygusal olarak sular altında kalmanıza izin vermeyin, çünkü bu sadece sizin tarafınızdan daha olumsuz, yıkıcı ve reaktif davranışlara yol açacaktır.

Savunma olmadan konuşun. Savunma davranışlarınızın tümü, sizin  agresif olarak yansımanıza veya size olacak yaklaşımlarda geri çekilme düzeyinin artmasına sebep olacaktır.

Denemeye devam. Gottman, bir şekilde tartışmaya ya da savaşmaya alışkınsanız, bu davranışı öğrenmenin ve eski moda eziyet içerisinde geçmenizin zaman alacağına dikkat çekiyor. Bilinçli kalın ve becerilerinizi geliştirin.

 

9. Empati Eksiliği

Eşinizin sevincini ve üzüntüsünü kendinizin sorunu gibi hissetme kabiliyetinizi kaybettiyseniz, empati eksikliği oluşmaya başlamış demektir. Empati eksikliği oluştuysa eşinize karşı olan anlayışınız, sabrınız azalmaya başlıyor demektir.

Empati eksikliği olan bireyde karşısındaki kişiyi anlayamama, hissettiklerini hissedememe gibi sorunlar baş gösterecek ve bu da ilişkide çiftler arasında tartışma yaratacaktır. Bu tartışmaların olmaması ve sorunlarla baş edebilmek için iletişimi, anlayışı ve sabrı arttırmak gerekir.

Eşinize karşı gerekli anlayışı, ilgiyi ve sevgiyi göstermek evliliğinizde uygulayabileceğiniz güzel bir adım olacaktır. Eşinizin duygularını anlamak ve paylaşmak ilişkide empati eksikliğini azaltacaktır.

 

Mükerrem Tollu 468x60
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.