Hürses
16 Aralık 2019 Pazartesi
Anasayfa > Yazarlar > Cafer AKSAY > HOROZ DEDE!
Cafer AKSAY

HOROZ DEDE!

05.01.2019 15:27 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Cafer AKSAY

HOROZ DEDE!

Sevgili dostlar; bu hafta sizlerle Velilerimizden “Horoz Dede’nin ” hikâyesinden yola çıkarak “meczup”  hususunu paylaşalım istedim. Özellikle İstanbul’un hem velisi hem de delisi çok derler.

           Eskiler “İstanbul’un velisi de, delisi de çoktur” demişler. Tarih boyunca İstanbul’un en ilginç şahsiyetleri meczuplar olmuştur. Alışılmışın dışındaki hareketleriyle ilgi çeken bu insanlara İstanbul’un her semtinde rastlamak mümkündür.

            Meczup: Sözlükte. Kendini Yaratıcıya vermiş, İlahi sevgiyle aklını yitirmiş, Tanrı âşığı (kimse). Olarak geçiyor.  Meczup kelimesi cezbolunmuş, çekilmiş, yüksek mertebeye ulaşmış kişi için kullanılır. Bu ilâhî meczuplar irşâd kudretinden mahrumdurlar. Müritleri, dergâhları, tarikatları yoktur. Kimseden para istemez, kimseden bir şey almazlardı, alırlarsa bu kendileri için değil muhtaç durumda olan ihtiyaç sahibi kimseler için alırlardı. Bazısı hiç konuşmaz, bazısı da konuştuğu zaman söylediği sözün her kelimesinden derin mânâlar çıkardı. Tarih boyunca İstanbul’da pek çok meczup yaşamıştır.

            Tasavvuf ıstılahı olarak ise, Allah’ın kendisine doğru çektiği, yüksek bir mertebeye ulaşmış kimseler için kullanılır. Tasavvufta “Cezbetiin min cezebâti’i-Hakkı tuvâzî amele’s-sakaleyn”, yani “Hakk’ın cezbelerinden sadece biri. Bütün dünya ve âhiret amellerine eş değerdedir” prensibine göre, Allah’ın rızasını kazanan ve Hakk’ın yakınlığına lâyık görülen kişiye Cenâb-ı Hakk’ın cezbesi ulaşır ve o kimse dünya iie maddî bütün alâkalarını keserek bir mürşidin eteğine yapışır. Bu kimse, zamanla, her türlü dünya heves ve alâkalarından temizlenerek Allah’a doğru yakınlaşmağa başlar.

            Meczûblar, cezbeye tutuldukları anda kendinden geçerler ve ne söyleyip ne yaptıklarını bilmezler. Cezbeden çıkınca, kendilerine, önceki söz ve davranışları bildirilince, hayret ederler. Bu yüzden meczûblar, cezbe ânında söyledikleri sözlerden mesul tutulmazlar. Sufî büyüklerinden Hallâc-ı Mansur’un “Ene’l-Hakk” (Ben Hakk’ım veya ben Allah’la beraberim, ben ona kavuştum!); Şeyh’ Bâyezid-i Bistamî’nin “Sübhânî mâ a’zame şânî” (Noksan sıfatlardan arınmış olan zâtin ne büyüktür!); Cüneyd-i Bağdadî’nin “Leyse fi cübbeti sivallah” (Cübbemin altında Allah’tan başka bir şey göremiyorum!) gibi sözleri, hep cezbe ânında söylenmiş ve söyleyenin imânından şüphe ettirecek türde “şathiyye”lerdir .

Meczûblarda bu ve buna benzer hallere sık sık rastlanır. Söyledikleri abuk sabuk, deli saçmasını andıran sözlerde sıradan insanların anlayamayacağı hakikatler gizlidir. Halkın gözünde ise meczûb, bir nevi velî telâkki edilen, gelecekten haber verebilen, bu yüzden de gönlü kırılmaktan çekinilen bir kimsedir.

Meczuplar bilhassa hafta tatilinin Cuma günü olduğu dönemlerde, kandil, hıdrellez, bayram gibi kalabalık insan gruplarının gezmeye çıktıkları hususi günlerde Eyüp Sultan’da toplanırlarmış. Akgömlek Mehmed Efendi’nin mezarı ile Hacı Beşir Ağa Türbesi’nin civarı meczupların merkezi durumunda imiş.. Meczuplar kıyafetlerine dikkat etmezler, pejmürde bir hâlde gezinirler. Bazısı paraya önem vermezken bazısı da etraftan para toplamaktan çekinmezmiş. Hepsinin ayrı bir sembolü, kıyafeti, parola hâline gelmiş sözleri bulunur. Meczuplar tuhaf hâl ve hareketlerinin yanı sıra sarf ettikleri şifreli ve üstü kapalı sözleri ile halkın ilgisini çekmektedir. Her konuştuklarında mutlaka bir mânâ gizli idi.

Adı Mehmed’dir. Türbesi, Unkapanı'ndadır. Aslen Horasanlıdır. Ahmed Yesevi Hazretleri’nin ileri gelen dervişlerindendir. Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul kuşatmasına katılmak için onun askerleri arasına girmiştir. O sırada aksakallı bir pir-i fâni olduğu söylenir. Sabahları çok erken kalkıp, askerleri horoz gibi ses çıkararak uyandırır, namaza yollarmış. Horoz gibi ses çıkardıktan sonra da "Kûmu yâ eyyühel gâfilûn." (Ey gaflet uykusunda uyuyanlar, kalkın...) dermiş. İşte bu hareketin­den dolayı askerler kendisine "Horoz Dede" adını vermişler. O ad da kendisine lakap olmuştur. İstanbul kuşatmasında çok büyük yararlıklar göstermiştir. Hele fetih gü­nü, elinde yalın kılıcı ile savaşa savaşa Unkapanı'na kadar gelmiştir. Karşısına çıkanı bir vuruşta yerlere serermiş. Bu gün türbesinin bulunduğu yerde şehit düşmüş ve oraya defnedilmiştir.

Yüce Allah sırrını mübarek ve mukaddes kılsın.

 

Mükerrem Tollu 468x60
Etiketler : HOROZ DEDE!
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.