Hürses
25 Mayıs 2020 Pazartesi
Anasayfa > Yazarlar > Cafer AKSAY > GÖNÜL ALMAK!
Cafer AKSAY

GÖNÜL ALMAK!

15.05.2017 10:29 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Cafer AKSAY

GÖNÜL ALMAK!

            Sevgili dostlar; bu hafta sizlerle "hatır ya da gönül almak" konusunu paylaşalım istedim.

Gönül almak: 1. Sevindirmek, hoşnut ettirmek. 2. Kırılan, gücenen bir kimseyi güzel söz ve davranışlarla yeniden hoşnut etmektir.

Bu konuyu aşağıdaki açıklamadan dolayı paylaşmayı düşündüm.

Tekkelerde iki soru sorulurmuş.

1. Soru; Bugün gönül kırdın mı?

2. Soru; Namazını kıldın mı?

-Birinci soruya evet diyene ikinci soru sorulmazmış.

İnceliğe bakar mısınız? Değerli dostlar. Hani Koca Yunus da şu şekilde ifade ediyordu:

Bir kez gönül kırdın ise,

O kıldığın namaz değil!

Yetmiş iki millet dahi,

Elin yüzün yumaz değil!

İnsan gönlü en ufak bir iyilikle bile kazanılabilir. Yeter ki gönül almasını bilelim. İnce yaradılışlı ve akıllı kimseler bilir ki, gönül almak, hatır sormak için küçük bir armağan bile yeterlidir. Önemli olan, değerli armağan götürmek değil, arayıp sormuş olmaktır. Armağan küçük de olsa, gönül almaya yarar. Hatırlanıp aranmış olmak o kimse için daha değerlidir.

-Gönlünü vermedikçe gönül bulamazsın. (Mevlana)

-Bir gönüle bin yol bulunur. (Mevlana)

-İstiyorsan Hakk'a varmayı Meslek edin gönül almayı Bırak saraylarda mermer olmayı Toprak ol bağrında güller yetişsin. (MEVLANA)

-Ey gönül! Ne tuhaf değil mi? Bir ömür şah damarından daha yakın bir Sevgiliyi aramakla geçiyor. (MEVLANA)

-Minareden Düşenin Parçası Bulunur Bulunur da; Gönülden Düşenin Parçası Bulunmaz.

-Gönül şişesini kırarsan artık yaşamak fayda vermez.

 

-Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı dünyada su da olmazdı ateş de.

-Herkesin bir yüreği olduğuna inanıyorum yüreklere ulaşabilirseniz pek çok şeyi değiştirebilirsiniz.

-Temiz bir yürek tez yıldırmaz.

-Gönlümüz bize daima aklımızdan daha yakındır.

-Zekanın ışığına her zaman ulaşabiliriz; ama gönül zenginliğini bize kimse veremez.

-Sözleriniz yürekten gelmedikçe hiçbir zaman iki kalbi birleştiremezsiniz.

-İnsan gönlünü çıkarıp avucuna koyarak başkaları önünde mahcup olmadan dolaşabilmelidir. (Yukarıdaki güzel sözlerin hepsi Hazreti Mevlana'ya aittir.)

 Vaktiyle İstanbul'da Yemiş İskelesi'nde kahvecilik yapan ve başından türlü maceralar geçtikten sonra âmâ düşen bir adamdan naklen Üsküdarlı halk şairi vasıf, ondan da naklen Reşat Ekrem şöyle kaydediyor " ? bu adamın bir gün kahvehanesine bir yeniçeri gelip,

? Hey arkadaş! hep müşterilerine birer kahve yap, lakin şu kafire yapma! demiş.

Kafir dediği de bir köşede oturup nargile içen bir Rum gemi kaptanı imiş. Ama, hiç şüphesiz ki o zaman gözü açık, birer kahve yapıp vermiş. en sonra da iki kahve yapıp :

? Kaptan, biz de seninle içelim; diye Rum müşterinin yanına oturmuş. Yeniçeri,

? Heeyy! ben sana o kafire kahve yapma diye tembih etmedim mi? deyince kahveci de,

? Kaptana yaptığım kahve senden değil, ocaktandır ağa! cevabını vermiş.

Aradan zaman geçmiş. Sisam Adasında büyük bir isyan baş göstermiş. Kahveci de yeniçeri ocağında kayıtlı asker olduğu için adaya sevk edilmiş. askerin arasında suyu bulduğuna göre Sisam'da asi olan Rumlar, ele geçirdikleri Türk esirleri bir meydanda müzayede ile satarlar, arttırıp alan da hemen boğazlayıp kesermiş. müzayede ile esir satmaktan kasıtları da, isyan hareketini beslemek için bir nevi yardım toplamakmış. gün gelmiş, Yemiş İskelesi'nin kahvecisi de Rumların eline esir düşmüş ve diğer esirlerle birlikte o meydanda satışa çıkarılmış. istekliler kaç kişi ise karşılarına dizilmişler, bekleşirler imiş? o sırada tepeden tırnağa silahlı bir Rum gelmiş. bunları gözden geçirdikten sonra bir iskemleye oturmuş, müzayede de başlamış. İlk, bir paradan başlarlarmış. Bir can da beş paraya, on paraya kadar çıkarmış. Sıra kahveciye gelince iskemlede oturan o silahlı adam yekten,

? Beş kuruş! diye bağırmış. Arttıran olmayınca da esiri alıp bir muhafız nezareti altında şehirden çıkarmış.

Zavallı kahveci, "Beni beş kuruşa aldığına göre kim bilir ne gibi işkencelerle öldürecek." diye düşünürken, ıssız bir yerde o silahlı Rum:

? Korkma, demiş, sen beni tanımadın ama ben seni tanıdım. Hani bir yeniçeri bana hakaret ettiği zaman sen onu dinlemeyip bana kahve ikram eden Yemiş İskelesi'ndeki kahveci değil misin? kucaklaşıp öpüşmüşler. Bir fincan kahvenin hatırını sayanlardır ki asi de olsa, saki de olsa Mert adamdır?

 

 

 

Mükerrem Tollu 468x60
Etiketler : veli
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.