Hürses
01 Nisan 2020 Çarşamba
Cafer AKSAY

GÖNÜL!

17.02.2020 09:28 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Cafer AKSAY

GÖNÜL!

Değerli Dostlar; bu hafta sizlerle bizler için çok önem arz eden "gönül" konusunu paylaşalım istedim.

Gönül kavram olarak sözlükte; yürekte olduğu varsayılan nitelik, sevgi, istek, anış, düşünüş gibi duygu kaynağı, kişinin iç dünyası olarak geçmektedir. Aslında tanımı yapılamayan bir kavramdır. Arzu, Can, Dil, Hatır, İçeri, İstek, Kalp, Karın, Sine, Yürek gibi eş anlamlıları ile de kullanılmaktadır.

Gönül konusunun ilham kaynağı Rahmetli Seyfi Doğanay'ın "gönül" parçasıdır.

Şöyle diyordu usta:

 "Yapma dedim etme dedim

Sen sözümü dinlemedin

Hep bildiğini söyledin

Ettiğini buldun gönül.

Yalvarmıştım yakarmıştım

Çok kereler ağlamıştım

Sana gönül bağlamıştım

Değmezmişsin zalım gönül!"

Rahmetli Üstad Neşet Ertaş ise;

"Gönül dağı yağmur boran olunca

Akar can özünden sel gizli gizli

Bir tenhada can cananı bulunca

Sinemi yareler dil gizli gizli!"

Gönül'ü anlatmaya söz yeter mi bilmem. Fakat iki eser gönülü çok güzel açıklamış. Şunu diyebilirsiniz gönülle ilgili kitap değil ansiklopedi yazılır. Hen de kütüphaneler dolusu. Evet çok haklısınız.

Gönlümün imtihan edilmesinden, Allah'a sığınırım... - Hz. Muhammed (sav)

Gönül; insanın kıblesidir. Kırmayın! - Yunus Emre

İmtihan bu ya; balığın gönlü, çöle vurulur... - Şems-i Tebrizi

Her yerde olmak gibi bir duan varsa, gönüllere gir; çünkü sevenler, sevdiklerini gönüllerinde taşırlar. Mevlana

Gönül aynaya benzetilir. Gönlün insana iyi, doğru ve güzeli gösterebilmesi için düzgün, pürüzsüz ve tertemiz olması gerekir. Gönül aynası eğri, pürüzlü, kirli ve paslı olursa hakikati göstermez.

Mevlana, Mesnevi'sinde kalp/gönül temizliğinin ne kadar önemli olduğunu anlatmak için Çinli ressamlarla Rum ressamları arasında geçen sembolik bir hikaye anlatır. Hikaye özetle şöyledir:

Bir zamanlar Çinli ressamlarla Anadolu ressamları birbiriyle çekişir, kendilerinin daha iyi ressam olduğunu öne sürerlerdi. Bir gün padişah bunları yarıştırmaya karar verdi. Taraflara birbirine bakan iki salon tahsis edildi. Salonların girişi perdeyle kapatıldı ve yarışma başladı.

BOYA İSTEDİLER

Çinli ressamlar çeşit çeşit boya istediler. Her sabah kendilerine istedikleri boyalar teslim edildi.

Anadolu ressamları ise hiç boya istemediler. Sadece karşı duvarı temizleyip cilalamakla meşgul oldular. Duvarı ayna gibi parlattılar.

Çinli ressamlar işlerini bitirince sevinçten uçuyorlardı. Zira harika iş çıkarmışlar, fevkalade güzel resimler yapmışlardı. Yarışı kesinlikle kazanacaklarını düşünüyorlardı. Padişah içeri girince resimlere bakıp hayran kaldı.

DUVARA YANSIDI

Daha sonra Anadolu ressamlarının salonuna geçti. İçeri girer girmez Anadolulu ressamlardan biri aradaki perdeyi kaldırdı. Çinli ressamların resimleri ve nakışları beriki salonun cilalanmış duvarına yansıdı. Resimler daha parlak ve güzel görünüyordu. Padişahın gözleri kamaştı. Yarışmayı Anadolu ressamları kazandı.

Hikayenin sonunda Mevlana şöyle diyor:

"Oğul, Rum ressamları, sufilerdir. Onların, ezberlenecek dersleri, kitapları yoktur.

Ama gönüllerini adamakıllı cilalamışlar, hırstan, hasislikten ve kinlerden arınmışlardır.

O aynanın saflığı, berraklığı gönlün vasfıdır. Eğer tertemiz olursa gönle, hadsiz, hesapsız suretler aksedebilir." (Mesnevi, I, 277)

 

Mükerrem Tollu 468x60
Etiketler : GÖNÜL!
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.