Hürses
06 Nisan 2020 Pazartesi
Anasayfa > Yazarlar > Cafer AKSAY > DOSTLUK İPİ
Cafer AKSAY

DOSTLUK İPİ

09.04.2018 18:45 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Cafer AKSAY

DOSTLUK İPİ

Değerli Dostlar; bu hafta sizlerle dostluk konusunda paylaşımda bulunalım istedim.

Dost kavramı sözlükte; Sevilen, güvenilen, yakın arkadaş, gönüldaş, iyi anlaşılan kimse, düşman karşıtı olan insan şeklinde tanımlanıyor.

"Ben giderim adım kalır / Dostlar beni hatırlasın" - Âşık Veysel

En iyi ayna eski bir dosttur!

Deniz derindir durulmaz, dostluk ebedidir unutulmaz. Dostluk konusuna aşağıdaki hikayeden ilham alarak yola çıkmamızdan dolayı sizi hemen hikayeye buluşturmak istiyorum.

Genç adam iyi bir terziymiş. 

Bir dikiş makinesi ve küçücük bir  dükkanı varmış. Sabahlara kadar uğraşıp didinir ama pek az  para kazanırmış.

Çok soğuk bir kış gecesi dükkanı kapatırken elektrik sobasını açık unutmuş  ve çıkan   yangın onun felaketi olmuş. Artık ne bir işi varmış ne de parası. Günler boyu iş aramış ama bulamamış. 

Yük taşımış, bulaşıkçılık yapmış, yine de evinin kirasını ödeyecek kadar para kazanamamış. Sonunda ev sahibinin de sabrı taşınca, küçük bir bavula sığan eşyalarıyla sokakta bulmuş

kendini. Mevsim kış, hava ayaz olsa da genç adamın köşedeki parktan başka gidecek  yeri yokmuş. 

Bir sabah iş arayacak derman bulamamış bacaklarında. Açlıktan ve  soğuktan bitkin bir şekilde 

bankta otururken, kocaman bir araba yanaşmış  kaldırıma. Arka kapıyı açmaya çalışan şoförü kızgınlıkla yana itmiş  arabadan inen yaşlı adam,

"Yalnız bırakın beni, parkta dolaşırsam belki  sinirim geçer" diye söylenmiş.

Zengin bir işadamı olduğu her halinden belli  olan ihtiyar, birkaç adım attıktan sonra bankta titreyen terziyi görmüş.   

Terzi, adamın üzerindeki paltoya bakıyormuş  dikkatle. 

Birden siniri  geçiveren ihtiyar, "Zavallı adamcağız kim bilir nasıl üşüyordur, 

ona  nasıl  yardım etsem acaba?" diye düşünmeye başlamış. 

Oysa terzinin düşlediği  paltonun sıcaklığı değilmiş. O, çok kalın ve kaliteli bir kumaştan üretilen  bu paltonun sahibine hiç de yakışmadığını ve onun vücuduna uygun şekilde  dikilmediğini 

düşünüyormuş. 

Yaşlı işadamı terzinin yanına yaklaşıp, "Ne o  evlat, bu ayazda parkta donmuşsun. İstersen paltomu sana verebilirim"  deyince, 

"Hayır, teşekkür ederim. Ben sadece bu paltonun size göre  olmadığını düşünüyordum. Kumaşı fazla kalın ve sizi olduğunuzdan şişman  göstermiş" diye yanıt vermiş terzi. 

Yaşlı adam bu cevabı alınca hayli  şaşırmış. Çünkü o da üzerindeki paltoya onca para ödediği halde kendisine  bir türlü yakıştıramıyormuş. 

"Soğuktan titrerken nasıl böyle bir şeye dikkat edebiliyorsun?" diye  soran yaşlı adam, 

"Ben terziyim" cevabını alınca 

"Benimle gel, hayat hikayeni yolda anlatırsın" diyerek arabaya bindirmiş bizim terziyi. 

Bu karşılaşma, terzinin hayatındaki dönüm noktası olmuş. Böyle yetenekli bir insanın işsiz ve evsiz kalmasına çok üzülen iyiliksever yaşlı adam, terziye  bir dükkan açmasına yetecek kadar para vermiş. Bunun karşılığında tek istediği  kendi giysilerini bu genç adamın dikmesiymiş.

Terzi yeniden bir işe hem de  kendi işine başlamanın heyecanıyla deliler gibi çalışmaya başlamış. Bu  arada yaşlı işadamı da desteğini esirgemiyor, onu kendi çevresinden zengin kişilerle  tanıştırarak yeni siparişler almasını sağlıyormuş. 

Küçük dükkan önce kocaman bir modaevine dönüşmüş, sonra da pek çok ünlü marka için üretim yapmaya başlamış. Terzi artık "ünlü işadamı" diye anılır olmuş. 

Bir gün ihtiyar adam onu ziyarete gitmiş. Terzi çok büyük bir iş  bağlantısı yapmak üzere yurt dışına gidecekmiş ve uçağa yetişmesine az bir  zaman varmış. Biraz sohbet ettikten sonra yaşlı adam birden fenalaşmış,  kalp krizi  geçiriyormuş. Hemen bir ambulans çağırılarak hastaneye kaldırılmış. Yeni  işadamımız ise büyük işi kaçırmak istemediği için uçağa yetişmiş. 

Yaşlı adam krizi atlatmış ve uzun süre hastanede yatmış, bir yandan da sadece bir kez telefon ederek durumunu soran terziyi bekliyormuş. Fakat terzi daha çok  para kazanmak için oradan oraya koştururken bir türlü yaşlı adamı ziyarete  gidememiş. Aradan o kadar uzun bir süre geçmiş ki bu sefer de utancından yaşlı adamın kapısını çalamaz olmuş. 

Bir süre sonra terzinin işleri yolunda gitmemeye başlamış. Fabrikalarını kapatmak zorunda kalmış ve elinde kala kala yine küçücük bir dükkan kalmış. Utana sıkıla yaşlı adama koşmuş hemen nerede hata yaptığını sormak için. 

Son derece kırgın olan ihtiyar yine de onu kabul etmiş ama anlatacağı öyküyü dinledikten sonra hemen çıkıp gitmesini istemiş. 

Ve başlamış anlatmaya:

"Bir zamanlar fakir bir oduncu varmış. Ormandaki bir kulübede yaşar ve odun keserek hayatını kazanırmış. 

Bir gün kulübesinde yangın çıkmış ve bu  yangın bütün ormanı kül etmiş. O çevrede kimse ona güvenip iş vermeyince, çıkınını alan oduncu, eşeğine binip yola koyulmuş.

Ağaçların arasında yürürken birinin kendisine seslendiğini duymuş. Başını kaldırınca konuşanın bir bülbül olduğunu görmüş. 

Bülbül ona "Senin haline  çok üzüldüm, şimdi öyle bir büyü yapacağım ki eşeğin çok güzel 

şarkı  söylemeye başlayacak, sen de onunla gösteriler yapıp çok para kazanacaksın"  demiş. Gerçekten de eşek birbirinden güzel şarkılar söylemeye başlamış.

Oduncu o şehir senin bu kasaba benim dolaşıp eşeğine şarkı söyletiyor ve herkes onları izlemek için birbiriyle yarışıyormuş Oduncu ve şarkı söyleyen eşeği bütün ülkede ünlenmişler. Bir gün yine bir gösteriye yetişmek için koştururlarken, bülbülün yardım isteyen sesini duymuş oduncu. Bir kedi bülbülü yakalamış ve yemek üzereymiş. Şöyle bir duraklamış ama  gösteriye gitmemeyi, onca parayı kaçırmayı gözü yememiş, arkasına bakmadan  kaçmış oradan. Gösteri başladığında 

ise eşeği her zamanki gibi güzel  şarkılar söylemek yerine sadece bir eşeğin çıkarabileceği sesleri çıkarmış. Oduncu kendisini şarlatanlıkla suçlayan izleyicilerin elinden canını zor kurtarmış. İşte o zaman bülbül ölünce büyünün bozulduğunu anlamış. Ben de senin bülbülündüm ve sen beni öldürdün, büyü de o yüzden bozuldu. Keşke güzel giysiler dikerken dostluk ipliğini koparmasaydın..."

Öyküyü dinleyince hemen çıkıp gitmiş terzi, çünkü söyleyecek bir sözü yokmuş...

Buna ahhhh dememek mümkünmü?

Dostluk iplerimizi koparmamanız dileğiyle...

 

Mükerrem Tollu 468x60
Etiketler : DOSTLUK İPİ
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.