Hürses
28 Mayıs 2020 Perşembe
Cafer AKSAY

AYNA!

24.07.2015 17:26 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Cafer AKSAY

Sevgili dostlar; bu hafta sizlerle "ayna" konusunu paylaşalım istedim. Konuya önce aynanın tanımı ve tarihçesinden başlayalım isterseniz.

Işığı yansıtarak karşısındaki nesnenin görüntüsünü veren parlak yüzeylere ayna diyoruz. Yüzyıllarca önce (17. yüzyıla kadar), yüzeyi iyice parlatılmış düz metal levhalardan yapılan aynalar, daha sonraları yerlerini bir yüzü çok ince bir metal katmanıyla kaplanmış cam levhalara bıraktılar. Sır adı verilen bu metal kaplama, aynanın ışığı yansıtarak görüntü vermesini sağlar.

Ayna yapımında Venedikliler 'in kullandığı yöntem özetle şöyleydi; İnce bir kalay yaprak düz bir şekilde yayılır, üstü cıva ile kaplanır. Cıvanın fazlası sıkıştırılarak alındıktan sonra, üstüne bir kâğıt ve onun da üstüne bir cam levha konur. Şimdi sıra aradaki kâğıdın yavaşça çekilip alınmasına gelmiştir. Bu sırada kalay ve cıva bir amalgam oluşturarak camın alt yüzeyini kaplar. Şimdi tek yapılacak şey camın arkasına sırı koruyacak bir sırt geçirilmesinden ibarettir. Günümüzden yalnızca üç yüzyıl öncesine kadar Venedik Cumhuriyeti, Avrupa'da cam eşya ve özellikle de ayna yapımının gizine sahip tek ülkeydi. Venedikliler bu sırrı büyük bir özenle saklıyorlardı.

Ayna ve cam eşya fabrikalarını Murano adasında kurmuşlardı ve bu adaya camcı ustalarından başkasının girmesine de izin vermiyorlardı.

Aynalar nasıl? Aynalar Fonograf Venediklilerin sırrı Kolayca şekil verilip cilalanabilmeleri, böylelikle pürüzsüz hale getirilebilmeleri ve dayanıklı olmaları nedeniyle metaller, ayna yapımında çok eskiden beri kullanılırdı. Milattan önceki zamanlarda Mısırlılar, Etrüskler, Yunanlılar ve Romalıların bronz el aynaları kullandığı bilinmektedir. Daha değerli olanları ise gümüşten yapılırdı. Çok eskiden metalle kaplanmış cam aynaların kullanıldığına dair kayıtlara da rastlanmaktadır. Fakat bu yöntem o zamanlar yaygınlaşmamıştır. Venedikliler 'in kullandığı yöntem, 19. Yüzyılda yerini yeni bir yönteme bırakmıştır. Alman kimyacı Justus von Liebig (1803-1873), camın üzerine bir çözeltiyle gümüş kaplama yöntemini bulmuş, bu yöntem günümüzde bile günlük amaçlar için kullanılan aynaların üretiminde uygulanmaya başlanmıştır. Yumuşak gümüş tabakasının çizilmemesi için bakır sülfat gibi maddelerle kaplama ve boyama işlemleri yapılmaktadır. Bilimsel çalışmalarda kullanılan aynalarda ise, camın ışığın bir bölümünü soğurmasını önlemek amacıyla ön yüzler de gümüşlenir.

Çatalhöyük'te bulunan obsidiyen aynaların tarihi İÖ 6000 yılına kadar uzanmaktadır. Eski Mısır'da 2900, İndus'ta 2800, Çin'de 1500 yıllık metal aynalar bulunmuştur. Cam ayna Fenikeliler tarafından bulunmuşsa da, 13. yüzyıla kadar Avrupa'ya girmemiş ve modern zamanlara kadar yaygınlaşmamıştır.

 Aynaya Uygurlar közgü demişlerdi; Anadolu ağızlarında da şu adlar verilir: bakanak, bakar, bakbakı, gözgeç, gözgör, gözünke, kılıklık, yüzgörgü, yüzgörgüsü?

17. yüzyılda Osmanlı dünyasında aynalı köşk ve kasrlar yaptırmak moda olmuştu. 18. yüzyılda boy aynaları halen krallar arasında hediye edilebilecek değerdeydi.

 Tuvalet masaları, banyo ve hollerde, konsol üstlerindeki aynalardan başka masa aynaları, kadın çantasının değişmez eşyası el aynaları veya arkası kuş ve horozlu cep aynaları evlerde, üstümüzde, dikiz aynaları arabalarda bize bakıyor.

Günümüzde ise iç mekân ve ürün zenginliği açısından aynalardan çok fazla faydalanılmaktadır. "Çok önemli bir hususta arkadaşlarımız bizlerin aynası durumundadır."

Aynalarda ışıkların yansıması kanunlarını bulan, İbn-i Heysem'dir.

Kullanıldığı yerler Tümsek aynalar, seyahat otobüslerinde dikiz aynası olarak yaygın kullanılma alanı bulmaktadır. Teleskop imalinde de kullanılır. Tepe noktası delinmiş tümsek aynalar ise kulak, burun, boğaz boşluklarını incelemede kullanılır. Bu tür aynalar ile yapılan incelemeler başarılı neticeler verir. Çukur aynalar ise mikroskoplarda ve tuvalet aynası olarak kullanılır.

Aynaya baktığın zaman yüzün kızarmasın. (G. Gardony)

Ayna kendilerine güvenmeyen kadınlar içindir. (Plautus)

Güzel yüz aynaya âşıktır. (Mevlana)

Hiçbir güzel kadın yoktur ki, aynasının karşısında sırıtıp durmasın. (Shakespeare)

En iyi ayna, eski bir dosttur. (George Herbert)

 Aynaya pek çok bakan, kusurlarını pek az görür. (Cenap Şehabettin)

Ayna ile terazi yalan söyler mi? (Mevlana)

İyi dostu olanın, aynaya ihtiyacı yoktur. (Malava)

 

Mükerrem Tollu 468x60
Etiketler : veli
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.